Sorumluluk Kültürü Değişmediği Sürece Çocuklar Riskte Kalacak: Okul, Aile ve Toplumun Ortak Görev Tanımlaması Gerekiyor
- Okan ALGÜN

- 16 Nis
- 1 dakikada okunur
Toplum, "yaptık gibi görünmek" ve sorumluluğu birbirine atmak kültüründen kurtulmadığı sürece bu sorun ağırlaşarak devam edecektir. Oysa çözüm, suçlama değil işbirliğinde yatıyor.
Okulun sadece bir eğitim kurumu olmanın ötesinde, çocukların sosyal becerilerini geliştirdikleri, medya, internet, arkadaş ve ailelerinden öğrendikleri bilgileri sosyal hayatta kalmak için tüm öğrendiklerini uygulamya çalıştıkları bir ortam olduğunu unutmamamız gerekir. Bu ortamlarda bazı çocuklar zorbalığa uğrarken, bazıları da zorba rolü oynayabiliyor. İşte bu kritik dönemde çocukların verdiği acil durum sinyallerini gözlemleyebilecek olanlar aileler, öğretmenler ve arkadaşlarıdır. Kimsenin sorumluluğu birinin üzerine atma şansı yoktur. Her yetişkin, her kurumun ortak bir görev vardır.
Yılda yaklaşık yüz bine yakın öğrenciye ulaşarak anlatmaya çalıştığım temel ilke şu: sanal dünya ve gerçek dünya ayrımı yoktur. İkisi de çocuğun hayatında eşit şekilde büyük yönlendirme etkisine sahiptir ve bu ortamların en üstünde yasal sorumluluklar vardır. Bu bilinçlendirme, farkındalık ve uyarı çalışmaları, eğitim kurumunun öncelikli görevleri olarak kabul edilmeli ve aynı derecede önem verilmeli. Fiziki altyapı açısından da çocukların yaşadığı alanlar hassas bölge niteliğinde standart güvenlik önlemleriyle korunmalıdır.
Lüks konferans salonları, gösterişli lobiler, akıllı tahtalar ve teknolojik yazılım yatırımları değerli olabilir, ama hiçbiri bir çocuğun veya öğretmenin canından daha değerli değildir. "Bana bir şey olmaz" düşüncesiyle günü kurtaran kurumlar, ön görülen sorunları çözmemeyi "ihmal" den başka bir kelimeyle anlatamayız. Bu, sadece yönetimsel başarısızlık değil, ahlaki bir sorumluluğun ihlalidir. Çocuklar güvende olmalı, bu sadece bir seçenek değil, bir gerekliliktir.



Yorumlar